47 yaş mutluluğun zirvesi, 69 yaş ise yaşlılığın yeni başlangıcı
Bilim dünyası, insan ömrüne ve yaşlanma olgusuna ışık tutan geleneksel kabulleri son bulgularla altüst ediyor. Küresel ölçekte yürütülen kapsamlı araştırmalar, artan yaşam süreleriyle birlikte bireylerin “yaşlı” olarak nitelendirilme yaşının da ötelendiğini ortaya koyuyor. İngiltere’de iki bin kişinin katılımıyla gerçekleştirilen yeni bir bilimsel çalışma, hayatımızın hangi evresinde ihtiyar sayıldığımıza dair yerleşik düşünceleri sarsan dikkat çekici sonuçlar elde etti.
Araştırmadan elde edilen verilere göre, bireyin yaşamı boyunca duyduğu tatminin doruk noktasına ulaştığı an, tam olarak 47. yaş olarak tespit edildi. Uzmanlar, bu özel dönemi “duygusal olgunlaşma çağı” olarak nitelendiriyor. 47 yaşındaki bir insan, hem fiziksel hem de ruhsal açıdan bulunduğu çevreyle en üst düzeyde uyum yakaladığı, hayatın getirdiği iniş çıkışların sona erdiği huzurlu bir limanı andırıyor.
Söz konusu araştırma, bu yaşlarda yaşanan yoğun mutluluk hissini üç temel nedene bağlıyor: Dış Onayın Yerini İçsel Sükunet Alır; gençlik çağlarının sürekli “başkaları ne der?” kaygısı, kırklı yaşlarda yerini güçlü bir öz onaylama mekanizmasına bırakıyor. Kararlarda Netlik; hayatın getirdiği birikim, belirsizlikleri ortadan kaldırıyor. 47 yaşındaki biri, kalbinin neyi arzuladığını ve daha da önemlisi nelerden uzak durması gerektiğini çok daha keskin bir biçimde idrak ediyor. Sosyal Çevrede Elekçi Yaklaşım; her tanıdıkla değil, yalnızca anlamlı ve nitelikli bağlar kurabildiği kişilerle vakit geçiren bireyler, zihinsel olarak gereksiz yüklerden sıyrılıyor.
Araştırmanın bir diğer çarpıcı boyutu ise “yaşlılık” algısında meydana gelen radikal değişim. Eskiden hayatın son durağı olarak görülen 60’lı yaşlar, günümüzde insan hayatının en enerjik ve verimli dönemlerinden biri olarak kabul ediliyor. Çalışmanın bulgularına göre, modern dünyada yaşlı kabul edilme sınırı 69 yaş olarak belirleniyor. Bu durum, günümüz insanı için “orta yaşın ikinci baharı” kavramının daha önce hiç olmadığı kadar uzun ve doyurucu olduğunu kanıtlıyor. Dolayısıyla, 69 yaşını doldurmamış, hatta 68 yaşındaki bireylerin bile tam manasıyla “yaşlı” kategorisinde değerlendirilmeyeceği de anlaşılıyor.
Dr. Kemal Lokman, araştırmaya katılan ve en yüksek mutluluk seviyesine ulaşan kişilerin ortak noktalarını da açıkladı. Bu bireylerin en çok önemsediği alışkanlıkların başında, tükettikleri gıdanın farkında olarak yapılan bilinçli beslenme geliyor. Ayrıca katılımcılar, kendi başlarına da keyifli vakit geçirebilen, kendine yeten kişiler olarak öne çıkıyor. Yaşa uygun olarak sürdürülebilir bir fiziksel aktivite içeren hayat tarzı da bu ortak alışkanlıklar arasında sayılıyor.
