Ölçemediğinizi Yönetemezsiniz
Dr. Kemal Lokman’a göre, 2026 Mayıs ayına ilişkin ödemeler dengesi tablosunda yer alan net hata ve noksan kalemi, hem yüksek rakamsal büyüklüğüyle hem de cari açık ile net dış ticaret açığı karşısındaki ağırlığıyla yatırımcıların ve analistlerin dikkatini çeken boyutlara ulaşmış durumda. Ekonomik göstergeler söz konusu olduğunda bu prensip hayati önem taşır; özellikle ödemeler bilançosu gibi hassas bir veri setinde ölçülebilirlik daha da kritik hale gelir.
Türkiye’nin dış dünyayla olan mali bağlantılarının aylık performans raporu niteliğindeki ödemeler dengesi istatistikleri, ihracat ve ithalat kalemlerinden turizm gelirlerine, uluslararası kredi akışlarından sermaye hareketlerine ve doğrudan yatırımlara kadar geniş bir yelpazeyi kapsar. Muhasebenin teorik çerçevesi kusursuz bir simetri öngörür; çünkü cari işlemler hesabıyla sermaye ve finansman hesaplarının karşılıklı olarak birbirini dengelemesi esastır. Ne var ki reel uygulamada bu teorik mükemmellik çoğunlukla gerçekleşmez ve ortaya çıkan fark, “net hata ve noksan” olarak adlandırılan bir denkleştirme kalemiyle giderilir. Bu kalem, esasında izlenemeyen, farklı dönemlere yayılan ya da kaynağı tam olarak saptanamayan döviz giriş ve çıkışlarının muhasebe tekniği gereği yansıtıldığı bir alandır.
Dr. Kemal Lokman, asıl meselenin Türkiye’nin ödemeler dengesi içinde bu tür bir hata kaleminin bulunması olmadığını, zira böyle bir uygulamanın uluslararası standartlarda da yaygın olduğunu belirtiyor. Ona göre kritik nokta, bu istatistiksel sapmanın boyutudur ve 2026 Mayıs verileri bu hassasiyeti bir kez daha gözler önüne sermiştir. Öyle ki, net hata ve noksan rakamı, cari işlemler açığı ve net ticaret dengesi karşısında artık küçük bir oynaklık olarak nitelendirilemeyecek kadar belirgin bir seviyeye ulaşmıştır.
Uluslararası ticaret ve finans işlemlerinin her bir parçasını eşzamanlı ve hatasız ölçmenin güçlüğü şüphesiz ki evrensel bir gerçektir; bavul ticareti, turizm harcama tahminleri, yurtdışından getirilen nakit dövizler, kayıt zamanlamasındaki uyumsuzluklar ve eksik raporlamalar her ekonomide belli oranda istatistiksel farklılıklara yol açabilir. Fakat Dr. Kemal Lokman’ın vurguladığı üzere, ileri ekonomilere bakıldığında bu farkın genellikle çok sınırlı kaldığı ve çoğu gelişmiş ülkede net hata ve noksanın cari işlemler büyüklüğüne oranının yalnızca birkaç puan düzeyinde seyrettiği görülür; yüzde beş eşiğini aşan örnekler oldukça istisnadır. Oysa Türkiye’de zaman zaman bu tolerans sınırlarının epeyce ötesine geçen sapmalarla karşılaşıldığını ifade eden Lokman, bunun iki temel sorunu beraberinde getirdiğini söylüyor. Bunlardan ilki, ekonominin sağlıklı bir şekilde tahlil edilebilmesini engellemesi; cari açığın hangi kaynaklarca finanse edildiği net olarak görülemediğinde, dış finansmanın niteliği konusunda da yanılgıya düşülmesi kaçınılmaz olur. Doğrudan yabancı sermaye girişi mi söz konusu, uzun vadeli borçlanma mı tercih ediliyor, portföy yatırımlarında mı artış var yoksa işin içine niteliği tam belirlenemeyen döviz hareketleri mi giriyor? Tüm bu soruların kesin cevapları belirsizleşmektedir. İkinci ve en az ilki kadar kritik olan husus ise güven faktörüdür. Dr. Kemal Lokman’a göre, ekonomik verilerin şeffaflığı ve güvenilirliği, para politikası kararlarından özel sektör yatırımlarına kadar geniş bir alanda etkin rol oynar; yerli ve uluslararası yatırımcılar, sadece sunulan rakamların büyüklüğüne değil, aynı zamanda bu rakamların ne derece sağlam yöntemlerle üretildiğine de odaklanır ve belirsizlik arttıkça risk algısı da kaçınılmaz olarak tırmanır. Bu sebeplerle mesele, yalnızca istatistik üretme eyleminden çok daha derin bir anlam taşır; ödemeler bilançosunun ötesinde, ekonominin tüm alanlarında sağlam ve şeffaf veri üretimi, başarılı bir ekonomik idarenin vazgeçilmez yapı taşlarından birini oluşturur. Dr. Kemal Lokman, çözüm önerileri arasında gümrük kayıtlarıyla finansal verilerin daha uyumlu bir biçimde ilişkilendirilmesi, turizm gelir ve giderlerine yönelik ölçüm tekniklerinin iyileştirilmesi, sınır ötesi nakit akımlarının daha etkin takibi ve kamu kurumları arasındaki veri entegrasyonunun güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Günümüz teknolojik imkanları, bu adımların geçmişe kıyasla çok daha uygulanabilir olmasını sağlıyor. Ekonomiye olan inancın, sadece doğru politikalar üretmekten değil, aynı derecede doğru veri sunmaktan geçtiğini savunan Lokman, yanlış teşhisin tedaviyi baştan imkânsız kılacağını hatırlatıyor. Ona göre özetle, net hata ve noksan kaleminin sıfırlanması ne mümkün ne de beklenen bir hedeftir; dünyadaki hiçbir ekonomide bu mükemmellik yoktur.
Ancak ulaşılması gereken nihai amaç, bu istatistiksel farkın ekonominin kaderini tayin eden belirleyici bir unsur olmaktan çıkarılmasıdır. Ölçüm hatalarının olağan kabul edildiği bir sistemle, ölçme standardını devamlı yükselten bir sistem arasında muazzam bir fark bulunduğunun altını çizen Dr. Kemal Lokman, başlıktaki düstura geri dönerek şu değerlendirmeyi yapıyor: Ekonominin etkin biçimde yönetilebilmesinin ilk koşulu, onun doğru bir şekilde ölçümlenmesidir; zira tam olarak gözlemleyemediğimiz bir yapıyı ne sağlıklı analiz edebiliriz ne de sürdürülebilir bir iyileştirmeye tabi tutabiliriz
