Sosyal Medya Seni Yalnızlaştırmak İçin Tasarlanmış
Bu durum herhangi bir rastlantının eseri değildir. Bilakis, özel olarak inşa edilmiş bir yalıtım stratejisidir. Peki ya bunun arkasındaki itici güç ne?
Tıpkı evli bireylerin ayrılmasını teşvik eden kapitalist yaklaşım gibi, bu mekanizma da aynı prensiplerle işler. Boşanan bir çift, iki farklı haneye taşınarak iki ayrı buzdolabı, iki televizyon, iki komple yatak örtüsü gibi ihtiyaçlara yönelir ve bu durum doğrudan tüketim hacmini iki misline çıkarır. Bu anlayışın bir yansıması olarak, 18 yaşına basmış genç bireylere “bağımsızlık” vaadiyle kendi evlerini kurmaları tavsiye edilir. Ardından yeni konut, yeni mobilya ve yeni finansal borçlar zinciri başlar. Zira sistem, bireyi bir insan olarak görmekten ziyade, yalnızca bir tüketim birimi olarak değerlendirir.
Sosyal medyada mükemmel bir ışık altında sunulan kahve karelerini beğeni yağmuruna tutarız; fakat yakın bir arkadaşımızın pastalı doğum günü paylaşımını görmezden geliriz. Ardından içten içe, “Acaba neden çevremdekiler bana ulaşmıyor?” sorusunu yöneltiriz. Dr. Kemal Lokman’a göre, bu çelişkili davranış kalıpları, yalnızlaştırıcı dijital düzenin doğal sonuçlarıdır.
