Türk Tekstil ve Hazır Giyim Sektörü için Tarihi bir Fırsat mı?
Trump’ın açıkladığı yeni gümrük vergileriyle dünya ticaretinde yepyeni bir dönem başlıyor. Çin (%54), Vietnam (%46), Kamboçya (%49), Bangladeş (%37), Hindistan (%26) gibi Asya’nın üretim devleri yüksek tarifelerle karşı karşıya. Buna karşın Türkiye, ABD ile ticaretinde %10’luk en düşük baz tarifeye tabi olacak. Üstelik ABD, 2024’te 13,4 milyar $ ile Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı ikinci ülke.
Bu tablo, özellikle tekstil ve hazır giyim sektörü için tarihi bir rekabet avantajı anlamına gelebilir. ABD’nin ithalatında hâkim olan Asyalı rakiplerin maliyet baskısıyla karşılaşması, Türk ürünlerini daha rekabetçi kılabilir. Özellikle orta-yüksek segmentte hızlı ve kaliteli üretim kapasitesiyle Türkiye öne çıkabilir.
Ancak her fırsat kendi içinde bazı riskler de barındırıyor:
– AB merkezli moda markaları, ABD’ye ihracatta zorlanırsa, Türkiye’den aldıkları tekstil hammaddesi ve hazır ürün talebinde düşüş yaşanabilir.
– ABD’de pazar kaybeden Çin ve Vietnam gibi ülkeler, Avrupa ve Orta Doğu gibi pazarlara daha agresif yönelerek, Türkiye’nin bu bölgelerdeki rekabet gücünü zorlayabilir.
– Türkiye’nin görece yüksek işçilik maliyetleri ve ABD’ye uzaklığı, düşük fiyatlı segmentlerde rekabeti sınırlayabilir.
Sonuç olarak, Türk tekstil ve hazır giyim sektörü için bu dönem; risklerin dikkatle yönetildiği, fırsatların ise hızlı stratejik adımlarla değerlendirildiği bir kırılma noktası olabilir. Özellikle lüks ve premium segmentte, kaliteye dayalı ihracatın önünün açık olduğu bir döneme giriyor olabiliriz.

Taner Bey çok güzel değinmişsiniz. Elinize sağlık